20. yy. âşık edebiyatının son temsilcilerinden biri olan Âşık Veysel’in şiir dünyasının oluşmasında/şekillenmesinde sembol, metafor vb. “alışılmamış bağdaştırmalar” önemli bir yer tutmaktadır. Bu bağdaştırmalar yoluyla Veysel, duygu ve düşüncelerini şiirlerinde “ete kemiğe” büründürürken geçmiş ile yaşadığı çağ arasında bir köprü kurmaktadır. Veysel’in, eski dönemlerden günümüze, sözlü ve yazılı kültürün en önemli sembollerinden olan “gül” ve “bülbül”ü şiirlerinde sıkça kullanması, kurduğu bu köprüyü göstermesi bakımından önemli bir örnektir. Bu çalışmada, Veysel’in şiirlerinde “gül” ve “bülbül” sembollerinin anlam dünyası ve yarattığı sembolik söylemler belirlenmiş; “Erzincan” şiiri hariç bu sembollerin olumlu bir anlam dünyası oluşturduğu görülmüştür. Bununla beraber, “gül ve bülbül”’ün birlikte kullanıldığı şiirlerde genel olarak beşerî ve ilahi aşkın anlatıldığı, gülün (âşık, Allah) bülbül’ün ise (ma’şûk /Hz. Muhammed) olarak tasvir edildiği, ayrı ayrı kullanıldığı zaman ise gül ve bülbül’ün yapısal özelliklerine (koku, ses vb.) vurgu yapılarak sembolik söylemler kurulduğu, her iki kullanımda da bu sembollerin bir takım ikincil derecedeki (diken, çarh-ı devran vb.) sembol ve metaforlarla desteklendiği tespit edilmiştir.
Âşık Veysel, sembol, gül, bülbül, şiir.