Türk Dünyasının önemli fikir adamlarından biri olan İsmail Gaspıralı (1851-1914) gerek eğitim olsun gerek basın yayın olsun pek çok alanda faaliyet göstermiş, Türk topluluklarının modernleşmesi için çalışmıştır. Yayınladığı Tercüman gazetesi aracılığıyla pek çok kişiye ve topluluğa ulaşmış olan Gaspıralı, bu gazetede sadece siyasî ve fikrî yazılar kaleme almamış aynı zamanda tefrika halinde roman ve hikâyeler de yayınlamıştır. Kendisinin kaleme aldığı hikâyelerde, cesaret, ideal ülkenin nasıl olması gerektiği, kadın-erkek eşitsizliği ve kadınların toplumdaki yeri gibi konular hakkında düşüncelerini açıklamış olmasına rağmen, esas olarak üzerinde ısrarla durduğu konu eğitim sorunudur. Bu sorunun sonucu olarak Doğu ile Batı ülkeleri arasındaki fark ortaya konulmuş ve Doğu’nun geri kalmışlığı anlatılmıştır. Geri kalmışlığın ortadan kaldırılmasının ise düzgün bir eğitim ile sağlanabileceği görüşünden yola çıkarak Usul-i Cedit adını verdiği yeni bir eğitim modelini kurgulamış, bunu gerek gazetedeki yazılarında açıklayarak anlatmış gerekse de açtığı okullarda hayata geçirmiştir. İsmail Gaspıralı’nın eğitimsizlikten veya yanlış eğitim modellerinden kaynaklanan sıkıntıların yol açtığı sonuçları anlattığı roman ve hikâyelerine bakıldığında ise -diğer pek çok sıkıntının yanında- ilk bakışta pek de dikkat çekmeyen bir soruna, “Alafrangalık” sorununa parmak bastığı görülmektedir. Bu çalışmada İsmail Gaspıralı’nın “Ahmet Bey Taşkesenli ve Bedros Ağa Karakaşyan” (1895) hikâyesinde alafranga özellikler gösteren Ahmet Bey’in oğlu Cevat Bey merkeze alınarak Ahmet Mithat Efendi’nin Felâtun Bey ile Rakım Efendi (1875) romanının başkişilerinden olan alafranga tip örneği Felâtun Bey ile karşılaştırılacak ve eğitim sorununun yol açtığı yanlış Batılılaşma örneği üzerinde durulacaktır.
smail Gaspıralı, hikâye, alafrangalık, Ahmet Mithat Efendi, Felâtun Bey ile Rakım Efendi.